Gerçek bir SoutSide çocuğunun hikayesi..
PART I— BABASININ OĞLU
Stone Kane doğduğunda babası Kane Walker çoktan kirlenmiş bir adamdı.
Southside’ın eski dönem işlerini yürütmüş, liman bağlantıları kurmuş, savaşlar görmüş bir sokak ismiydi.
Ama Stone onu güçlü hatırlamadı.
Sessiz hatırladı.
Evde sigara kokusu vardı.
Televizyon hep açıktı ama kimse izlemezdi.
Babası bazen saatlerce pencereye bakardı.
Ve Stone çocukken hep aynı şeyi düşündü:
“Bir adam nasıl bu kadar boş görünebilir?”
Sonradan anladı.
Babası boş değildi.
Kırılmıştı.
En yakın dostları tarafından satılmış, sevdiği insanları kaybetmiş ve sonunda kendi evinde bile yabancıya dönüşmüştü.
Bu yüzden Stone’a sevgiyi öğretmedi.
Hayatta kalmayı öğretti.
Silah sökmeyi.
İnsan okumayı.
Sessiz kalmayı.
Ve en önemlisini:
“Bu dünya zayıf adamı yer.”
Stone o cümleden nefret etti.
Yıllar sonra o cümlenin kendisine dönüştü.
PART II — 13 YAŞINDAKİ ÇOCUK
Stone’un çocukluğu 13 yaşında öldü.
Babası yine ortada yoktu.
Annesi mutfakta yemek yapıyordu.
Kapı çaldı.
Mahalleden biri geldi.
İri yarı, sarhoş, pis bakışlı bir adam.
Stone adamın annesine nasıl baktığını ilk saniyede fark etti.
Sessizce izledi.
Adam bir noktada haddini aştı.
Annesine dokundu.
Stone ayağa kalktı.
Mutfağa yürüdü.
Babesinin sakladığı silahı aldı.
Silah ağırdı.
Ama eli titremedi.
Salona döndü.
Adam hâlâ sırıtıyordu.
Stone gözünün içine baktı…
ve tetiğe bastı.
BAM.
Adam yere düştü.
Annesi çığlık attı.
Stone hiçbir şey hissetmedi.
Çünkü o an bir şeyi fark etti:
Korku kaybolmuştu.
O gece çocukluğu bitti.
Babası sabah eve geldiğinde yerdeki kanı gördü.
Stone’a uzun uzun baktı.
Ve ilk kez kafasını hafifçe salladı.
Bir onay gibi.
Stone o an şunu öğrendi:
Bazı babalar “aferin” demez.
Sadece seni hayatta bırakır.
PART III — KÖPRÜ ALTINDAKİ ÇOCUKLAR
Babası öldüğünde Stone 15 yaşındaydı.
Annesi hastalıkla uğraşıyordu.
Evleri gitti.
Stone bir süre Chamberlain köprüsünün altında yaşadı.
Orada toplumun unuttuğu insanlar vardı:
Bağımlılar.
Kaçaklar.
Yetimler.
Serseriler.
Ama Stone hepsinden farklıydı.
Çünkü o sadece yaşamaya çalışmıyordu.
Yükselmeye çalışıyordu.
İlk ekibini orada kurdu.
Tyrell.
Marcus.
Lil Ray.
Ve daha sonra Diego.
Hepsi kırılmış adamlardı.
Stone onları satın almadı.
Onlara ait olacak bir yer verdi.
Ve Southside’daki en tehlikeli şey budur:
Kendini ait hisseden kayıp insanlar.
PART IV — DIEGO COOPER
Stone Diego’yu ilk gördüğünde çocuk konuşmuyordu.
Diğerleri korkuyordu.
Kaçıyordu.
Yalvarıyordu.
Diego sadece bakıyordu.
Sessizce.
Stone onun gözlerinde kendini gördü.
Açlık.
Öfke.
Sessizlik.
Bir gece Diego’ya sigara uzattı.
Diego:
“İçmiyorum.”
dedi.
Stone hafifçe gülümsedi.
“İyi. Bu şehir zaten yeterince yavaş öldürüyor.”
O geceden sonra Diego hep yanında kaldı.
Yıllar içinde sağ kolu oldu.
Ama Stone kimseye tam güvenmedi.
Çünkü onun dünyasında güven yoktu.
Sadece:
“Henüz ihanet etmedi.”
vardı.
PART V — SOUTHSIDE SAVAŞLARI
Stone 18 yaşına geldiğinde Southside yanıyordu.
Uyuşturucu savaşları.
Blok çatışmaları.
Kirli polisler.
Haraçlar.
Ama Stone savaş istemiyordu.
Düzen istiyordu.
Bu yüzden rakipleri sokakta bağırırken…
Stone sessizce şehir topluyordu.
Toplantılar yaptı.
Depolar kurdu.
Liman bağlantıları aldı.
Ve insanlar bir şeyi fark etti:
Stone Kane bağırmıyordu.
Ama herkes onu dinliyordu.
PART VI — İLK İHANET
En güvendiği adamlardan biri onu sattı.
Para için.
Buluşma yeri verdi.
Araç bilgisi verdi.
O gece herkes Stone’un öleceğini düşündü.
Ama Stone ihaneti önceden anlamıştı.
Çünkü insan okumayı çocukken öğrenmişti.
Sabah olduğunda ihanet eden adam kayıptı.
Sadece kanlı bir sandalye bulundu.
Üstünde tek cümle vardı:
“Sadakat yoksa nefes de yok.”
O olaydan sonra Stone değişti.
Daha az güldü.
Daha az konuştu.
Daha çok korkuldu.
PART VII — HAPİSHANE
Polis sonunda onu aldı.
Ama Stone Kane’i içeri koymak…
onu durdurmadı.
Hapishanede bile insanlar onun masasından izin almadan oturmuyordu.
Gardiyanlar bile göz temasından kaçıyordu.
Çünkü Stone içerideyken dışarıdaki işler devam etti.
Ve polis ilk kez korktu.
Çünkü Stone bir adam gibi değil…
sistem gibi çalışıyordu.
PART VIII — O KADIN
Stone’un hayatında bir kadın vardı.
Herkes onu görmüştü.
Ama kimse kim olduğunu bilmiyordu.
Kulüplerde bazen Stone’un yanında görünürdü.
Bazen siyah arabadan onunla inerdi.
Bazen sadece uzaktan sigara içerken görülürdü.
Kimse adını tam bilmezdi.
Çünkü Stone onu herkesten sakladı.
Ve Southside’da insanlar ilk kez bir şeyi fark etti:
Stone Kane birini seviyordu.
Onunla tanışması sıradan değildi.
Bir gece Stone tek başına eski basket sahasında oturuyordu.
Uyuyamıyordu.
Yağmur hafif atıyordu.
Şehir sessizdi.
Kadın gelip yanına oturdu.
Korkmadı.
Stone buna şaşırdı.
Kadın:
“İnsanlar senden korkuyor.”
dedi.
Stone sigarasından çekti.
“Akıllılar.”
Kadın hafifçe güldü.
Ve Stone uzun zaman sonra ilk kez gerçekten biriyle konuştu.
Sonra geceler başladı.
Uzun araba sürüşleri.
Sessiz müzikler.
Boş otoparklarda edilen sohbetler.
Southside ışıklarına karşı içilen sigaralar.
Kadın Stone’un görmediği tarafını görüyordu.
Uykusuz gecelerini.
Annesini özlediği anları.
Babası gibi olmaktan korktuğunu.
Ve Stone ilk kez yanında silah taşımadan rahat oturabildi.
Bir gece kadın ona:
“Sen kötü biri değilsin.”
dedi.
Stone uzun süre sustu.
Sonra sadece şunu söyledi:
“Kötü insanlar da birilerini sever.”
Kadın onun elini tuttu.
Stone o an korktu.
Çünkü hayatında ilk kez biri ölürse gerçekten parçalanacağını hissetti.
Bu yüzden onu biraz uzak tuttu.
Daha az aradı.
Daha az gösterdi.
Çünkü Stone Kane’in hayatındaki en büyük korku ölüm değildi.
Bağlanmaktı.
Ama ne yaparsa yapsın…
o kadın Stone’un içindeki son insan parçayı görmüştü.
Ve bu Southside’daki en tehlikeli sırdı.
PART IX — GRAVESIDE
Southside savaşlarından sonra Stone bir şeyi anladı:
Çeteler geçiciydi.
Düzen kalıcıydı.
Bir gece eski mezarlığın arkasındaki terk edilmiş kilisede adamlarını topladı.
Ve şunu söyledi:
“Çeteler ölür.
İsimler unutulur.
Ama korku…
doğru yönetilirse sonsuza kadar yaşar.”
O gece Graveside doğdu.
Bu sadece bir çete değildi.
Bir sistemdi.
Bir gölge hükümet.
Farklı çetelerden adamlar bile Stone’un işlerini yapıyordu.
Çünkü mesele renk değil…
saygı olmuştu.
PART X — “O GECE”
Sonra şehirde sadece “O Gece” diye anılan olay yaşandı.
Elektrikler kesildi.
Telsizler sustu.
Üç blok aynı anda boşaldı.
Sabah olduğunda rakip liderler kaybolmuştu.
Ceset bulunmadı.
Kamera kaydı yoktu.
Sadece şu cümle kaldı:
“Stone Kane savaşı başlatmadı.
Bitirdi.”
O geceden sonra Southside tamamen değişti.
PART XI — BUGÜN
Bugün Los Santos’ta yeni nesil çocuklar Stone Kane’i hikâye sanıyor.
Ama eski adamlar gerçeği biliyor.
Bazı geceler siyah SUV’ler hâlâ Southside’da yavaş geçiyor.
Bazı kulüpler hâlâ ona pay gönderiyor.
Bazı çeteler hâlâ onun sözü olmadan savaş başlatmıyor.
Çünkü Stone Kane kaybolmadı.
Sadece görünmez oldu.
Ve Southside’da herkes aynı şeyi biliyor:
Stone Kane hâlâ şehri yönetmiyor olabilir.
Ama şehirde ne olacağını hâlâ o belirliyor.
Çünkü bazı adamlar güç kaybetmez.
Sadece gölgeye çekilir.